| | Üretsiz Blog oluştur

tuzcuoğlu

2010 araç muayene ücretleri

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35’inci maddesinin 7’inci fıkrasında belirtilen muayene ücretleri ve İdari Para Cezalarının, Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğinin 9’uncu ve 15’inci maddelerinde belirtilen ücretler, Yola Elverişlilik Muayenesi ve Muayene Sonucu Belirlenen Eksikliklere İlişkin Kusur Grupları Yönergesinin 12’inci maddesinde belirtilen ücretler her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298’inci maddesi hükmü uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanıyor.

14 Kasım 2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 392 sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2009 yılı için yeniden değerleme oranı yüzde 2,2 olarak tespit edildi.

Bu itibarla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 35’inci maddesinin 7’inci fıkrasında belirtilen araç muayene hizmetleri karşılığı alınacak ücretler, İdari Para Cezaları, Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelikte belirtilen araç muayene geçici işletme ve işletme yetki belgesi ücretleri ile yola elverişlilik muayene yetki belgesi alma veya yenileme ücretleri; 01 Ocak 2010 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 2009 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranında artırıldı.

1 Ocak’tan geçerli olmak üzere araç muayene ücreti otobüs, kamyon, çekici ve tankerde 168,74 Lira, otomobil, minibüs, kamyonet, özel amaçlı taşıt, arazi taşıtı, römork ve yarı römorkta 126,26 Lira, traktör (römorklu-römorksuz), motosiklet, motorlu bisiklette ise 64,90 Lira olarak belirlendi.

İdari para cezaları ise ilk defada 4 bin 354, ikinci defada 7 bin 261 üçüncü defada ise 14 bin 522 lira olurken; yetki belgesi ücretleri şöyle belirlendi:

Araç muayene işletme yetki belgesi: 77 Lira
Araç muayene geçici işletme yetki belgesi: 77 Lira
Yola elverişlilik muayenesi yetki belgesi: 15 bin 330 Lira

İSO 2009 yıl sonu toplantısı yapıld

İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük yılın son meclis toplantısında geride bırakmaya hazırlandığımız 2009 yılını değerlendirdi. 2001 krizinde kesintisiz küçülmenin 13 ay sürdüğünü hatırlatan Küçük, 2008 krizinin 14. ayına girdiğinin vurguladı. Ekim ayında sanayi üretiminin beklenen aksine bir önceki yıla göre yüzde 6.5, bir önceki aya göre de yüzde 13.7 oranında arttığını dile getirdi.
Küçük şöyle konuştu:” Ekim ayında sanayi üretiminin bir önceki aya göre yüzde 13,7 oranındaki artışı ÖTV ve KDV indirimlerinin işe yaradığını göstermektedir ve bu vergi devamına sağlanması gerekmelidir. 2010 yılında özel tüketim harcamaları yüzde 2,5 ihracatın ise dolar bazında yüzde 9,1 oranında artması beklenmektedir. İhracatımızın, ekim ayında, dolar bazında yüzde 3,9 artmasının yanı sıra, miktar bazında da yüzde 10,7 oranında artması gösteriyor ki; ihracatta fiyatlar düşerken, ihracatçı sanayici, büyük özveri göstererek, hem ihracattaki düşüşü asgaride tutma hem de üretimdeki düşüşü frenlemiştir.

2010 beklentileri

Küçük 2010 konuşmasında beklentilerini de sıraladı: “2010’da sanayi sektörü istihdamında ve genel olarak işsizlik sorunumuzun çözümünde kayda değer bir iyileşme beklememekteyiz. İlk hedef, üretimdeki artışa istikrar kazandırmak, ikinci de, tüketim ve yatırım harcamalarında artıya geçişi sağlamak olmalıdır.
En büyük avantajın Türkiye’nin çok fazla genç nüfusa sahip olduğunu belirten küçük, birincisi, artan nüfusumuza ve ekonomideki büyümeye paralel olarak artan enerji ihtiyacımızın karşılanması, ikinci ise, nüfusumuzun iyi eğitilmesidir.“

Krizin asıl sebebi ne?

Makine Tanıtım Grubu (MTG) Başkanı Adnan Demirkıran ise makine sanayisinin ihracat rakamlarına dikkat çekti. Türkiye’nin makine sanayisinde 10 milyar dolar seviyesinde olduğunun belirten Demirkıran Türkiye’nin makine çöplüğüne döndüğünü kaydetti. Demirkıran, “Son 20 yılda yaklaşık 15 milyon adet hurdaya çıkmış makine var bu ülkede. Eskiden bir üretim aracı alınacağı zaman bu üretim aracının kaç yıl dayanarak hizmet vereceğine bakılırdı. Ama artık ürünlerin materyal ömürleri rekabette birinci sırada. Pek çok sektörde de bundan dolayı büyük bir sıkıntı yaşanıyor. Krizin ana damarı buradadır” dedi.


Makine sektörü içerisinde dünya şirketlerinin AR-GE harcamalarına çok fazla kaynak harcadığını, Türkiye’nin de AR-GE çalışmalarında önem göstermesini ve bölgesel güç olmaktan çıkıp küresel güç olmaya geçmesi gerektiğini vurgulayan Adnan Dalgakıran satın aldığı teknolojiyle üretim yapacağına kendi teknolojisiyle üreten ülke konumuna geçmesi gerektiğini söylerken Türkiye’nin de bu vizyona sahip olduğunu belirtti.

UND geleceğin lojistikçileriyle buluştu

UND İcra Kurulu Başkanı Mine Kaya ve UND Başkanı Tamer Dinçşahin, Derneğin öncülüğünde 2004 yılında inşa edilen Ulaştırma ve Lojistik Yüksekokul’unda öğrencilere sektör hakkında bilgiler vererek, tavsiyelerde bulundular.
Lojistik Sektörü hakkında öğrencileri bilgilendiren Mine Kaya, “Lojistik sektörü reel ekonominin belkemiği. Türk mallarının hedef pazarlara doğru zamanda ulaştırılmasından lojistik sektörü zorunlu. Karayolu taşımacılığı bunda ağırlıklı paya sahip. En büyük faktörlerden bir tanesi rekabet avantajının olması şart. Bizim sektörümüzde en önemli konulardan bir tanesi zamanında teslim. Küresel lojistik pazarı 7 trilyon dolar. Son 5 yılda yıllık ortalama büyüme yüzde 8. Ama maalesef bu Türkiye’de istenilen düzeyde değil. Türkiye’nin en büyük eksiklerinden bir tanesi, lojistiğin diğer ülkelerde olduğu kadar gelişmemiş olması diyebiliriz. Lojistik hizmetleri pazarının büyüklüğü yaklaşık 60 milyar dolar. Bu oldukça büyük bir rakam. Lojistik hizmetlerde karayolu taşımacılığının payı yüzde 40. Türkiye’nin dış ticaretinde de karayolunun payı yüzde 40 dolaylarında. Kapıdan kapıya taşımalarda karayolu olmazsa olmazlardan birisi. Her ne kadar karayolunu payını azaltmaya çalışsalar da durum bu” diye konuştu.
Kaya, Türkiye’de lojistik sektörünün toplam büyüklüğünün ise 5 milyar dolar olduğunu belirterek, “Türkiye toplam ihracatının yüzde 42’sini karayolu taşıyor. Ülkeye kazandırdığımız gelir ise yılda ortalama 4,5 milyar dolar. Bunlar bizim ulaşabildiğimiz rakamlar. Bu sayılar daha fazla olabilir. Şu anda Türkiye’de araç sayısı 46 binin üzerinde. Bu sayıyla Avrupa’nın önde gelen taşımacılık filolarından birisine sahibiz“ açıklamasını yaptı.

“Sektöre girince eğitim bitmiyor“

UND Başkanı Tamer Dinçşahin de Sizlerle birlikte olmak bizim için önemli diyerek,
“Çünkü biz eğitime önem veriyoruz. Sizler bu sıralarda lojistiği öğrenerek geliyorsunuz. Bizim sektörümüzün devamlılığını sağlayacak kişiler sizlerisiniz. Bu nedenle de bizim için önemlisiniz. Türkiye’de lojistik için bölüm açan okul sayısı arttı. İleriye dönük baktığımızda dal olarak devam edebilecek yegane işlerden birisidir lojistik. Çünkü ulaştıramadığınız hiçbir şeyin kıymeti yok.  Bir malın taşınmasından haberleşmeye kadar ulaştırmanın her aşamasını düşündüğünüzde bizim ne kadar önemli bir iş yaptığımız anlamış olursunuz. Lojistik bütün dünyanın kabullendiği ilk 3 meslekten birisidir“ şeklinde konuştu.
Sektörde her gün kural değiştiğini ifade eden Dinçşahin, “Ben bu mesleğe yıllarımı verdim. Ama her gün gelişmeleri takip etmezsem mutlaka bir sonraki gün bir soru karşısında bocalıyorum. Her gün birileri bir açılım yapıyor. Kişilerin birbirleriyle rekabet etmeleri için bir şeyleri geliştirmesi lazım. Bizim de bunları öğrenmemiz lazım. Bu mesleği yapacaksanız her gün eğitiminiz var. Yani ben buradan çıktım; artık lojistikçiyim deme şansınız yok. Sizleri aramızda değer katan kişiler olarak görmek isterim. Aramızda sizin oturduğunuz sıralardan gelmiş arkadaşlarımız var. Biz de onlara gerekli katkıyı sağlamaya çalışıyoruz. Ancak önemli olan sizlerin bize yapacağı katkılardır“ dedi.

Balnak 2010’da yatırımlara hız veriyor

Balnak Logistics Group düzenlediği bir basın tolantısıyla 2009 yıl sonu ve 2010 yılı hedeflerini açıkladı. Balnak Logistics Group Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kosta Sandalcı, 2009 yılını yaklaşık 116 milyon Euro ciro ile kapatacaklarını ve  2010 yılında ise ciro hedefini 125-130 milyon Euro olarak belirlediklerini açıkladı. Sandalcı, önümüzdeki yıl yüzde 10 büyümeyi ve bin 550 olan çalışan sayısını bin 750'ye çıkarmayı planladıklarını bildirdi.

Sandalcı lojistik sektörünün istihdam açısından önemlilik arz eden bir sektör olduğunu dile getirerek, “Her ne kadar gerektiği şekilde teşvik edilmese de Türkiye’nin lokomotif sektörlerindendir. 2010 yılında yüzde 3,5 oranında büyümeyi öngören Türkiye’nin, neredeyse üç katı büyüklüğünde bir büyüme hedefi koyduk. Her türlü ekonomik politikada istihdamın öneminden yola çıkarak biz de yüzde 10’luk bir büyüme hedefinin yanına yüzde 15’lik bir istihdam artışı ekledik” dedi.

2010 yılında ilave yeni müşterilerle, özellikle yurtiçi dağıtımda sektörde daha fazla öne çıkacaklarını belirten Sandalcı, sektörün de bu yönde potansiyel taşıdığını ifade etti. Özellikle likidite sıkıntısı çeken şirketlerin bu yıl krizden daha fazla etkilendiklerine dikkat çeken Sandalcı, “ Balnak olarak krize hazırlıklı girdik, likidite sorunu yaşamadık. Bu dönemde Türkiye krizden yüzde 40, Avrupa ülkeleri ise yüzde 25 seviyelerinde etkilendi. Bununla birlikte yılın ikinci yarısından itibaren özellikle temmuz ayından sonra trendin yukarı çıktığını görüyoruz. Bu ivme Balnak’a da olumlu yönde yansıdı” diye konuştu.

4 yıl içinde borsaya açılacak

Kosta Sandalcı “Borsaya açılmak Balnak’ın hedeflerindedir ve önümüzdeki 4 yıllık zaman zarfında Balnak borsaya açılacak” bilgisini verdi. Sandalcı şöyle devam etti. ”Niye şimdi açılmıyoruz? diye sorulabilir. Borsaya açılmak için hakikaten borsaya açılma yeteneğini elde etmiş olmak gerekiyor. Biz bugüne kadar şirket hakkında vermiş olduğumuz kararlarda emin adımlarla yürümeyi ilke edindik. Borsa konusunda da bu ilkeyle hareket ediyoruz.”
Balnak Logistics Group Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Aygüler de, “Borsaya açılmak için bazı kriterleri sağlamak gerekiyor. Büyüklük bunlardan bir tanesi. Borsada küçük şirketler var. Ama biz bunu doğru bulmuyoruz. Biz hakkını vererek borsaya açılacağız. Tabii bir de ihtiyaç önemli. Şirketler borsaya neden açılır? Kaynak yaratmak için. Bizim şu anda böyle bir ihtiyacımız da yok. Olmaması da bizi borsaya açılmaya zorlamıyor. Bizim borsaya açılma hedefimiz hep vardı. Önümüzdeki 4 yılda şartlar olgunlaştığında halka açılacağız” açıklamasını yaptı.

Demiryolu taşımacıları, 4 ton fazla taşıma desteğini geri istiyor

Demiryolu taşımacılığının toplam taşımacılık sektörü içerisindeki payını artırabilmek için çıkartılması planlanan "Demiryolu Çerçeve Yasası" ile birlikte gerekli teşviklerinde verilmesi gerektiğini söyleyen Demiryolu Taşımacılığı Derneği (DTD) Başkanı Mete Tırman, "Sektörümüze önceden verilen 4 ton fazladan yük taşıma desteği hızla iade edilmeli. ÖTV, havayolu taşımacılığında olduğu gibi demiryolunda da kaldırılmalı. Bu iki destek çok önemli maddi sonuçlar oluşturacak destekler" dedi. Tırman, demiryolu taşımacılığında gerekli altyapı yatırımlarının yapılması ve ihtiyaç duyulan desteklerin verilmesi halinde demiryolu taşımacılık sektörünün toplam taşımacılıktaki payının önümüzdeki 20-25 yıl içerisinde yüzde 14'lere çıkacağını bildirdi.
Demiryollarına yönelik 2 önemli yasanın çıkmayı beklediğine dikkat çeken Tırman, bu yasalardan bir tanesinin altyapı ile yolcu ve yük taşımacılığını birbirinden ayıran "Demiryolu Çerçeve Yasası" olduğunu, diğerinin ise TCDD'nin yeniden yapılandırılması yönelik bir yasa taslağı olduğunu kaydetti. İki yasa için de gerekli sürecin başladığını hatırlatan Tırman, "Taslaklar ortaya çıktı. Taslak hakkında görüşlerimizi sunduk ama hangi anlamda kullanıldığı konusunda hiçbir fikrimiz yok. Bu konuda bilgi akışı sıfır denecek kadar az. Ne durumda olduğunu bilmiyoruz" diye konuştu.

ÖTV, havayolu gibi  demiryolunda da kaldırılmalı

Demiryolu taşımacığının iyileştirilmesi için daha önceden karayolu taşımacılığı ile rekabetin sağlanabilmesi için verilen ve 2 yıl önce kaldırılan 4 ton fazladan yük taşıma desteğinin yeniden verilmesi gerektiğine dikkat çeken Tırman, "Ayrıca ÖTV, havayolu taşımacılığında olduğu gibi demiryolunda da kaldırılmalı. Bu ikisi doğrudan çok önemli maddi sonuçlar oluşturan şeyler" dedi.

TCDD, yılda 23 milyon ton taşıyor

1990'lı yıllarda demiryolu taşımacılığının tüm dünyada kan kaybına uğradığını dile getiren Tırman, bunun sebebinin karayolu taşımacılığının çok hızlı bir şekilde gelişmesi olduğu bildirdi. AB ülkelerinde demiryolu taşımacılığının genel taşımacılıktan yüzde 9 oranında pay aldığını kaydeden Tırman, "Türkiye'de bu rakam yüzde 4'lerde. AB yüzde 9'luk taşımadan memnun değil. Bu yüzden bütün demiryolu hatlarını iyileştirmeye çalışıyor. Demiryolu kombine taşımacılığına karayolundan daha fazla yük taşıma hakkı veriliyor" açıklamasında bulundu. "Karayolu taşımasının yapılabildiği normal bir mesafede 5 dingilli bir çekiciye 40 ton taşıma hakkı veriliyorsa, demiryolu ile yapılan taşımalarda bu rakam 44 tona çıkartılıyor. Yani yüzde 10 daha fazla yük taşıyabiliyor ki karayoluyla rekabet edebilsin" diyen Tırman, "Avrupa bu teşviklerle demiryolunun payını 2020'lere kadar yüzde 14'lere çıkarmayı hedefliyor. Yüzde 5'lik pay demiryolu için çok iyi bir rakam. Yani bugünkü kapasitenin yaklaşık yüzde 60'ı" ifadesinde bulundu. Türkiye'de ise Avrupa'da uygulanan 4 tonluk teşvikin 2 yıl önce nedensiz bir şekilde kaldırıldığını açıklayan Tırman, "Bu yüzden Türkiye'deki bu yüzde 4'lük payın AB'deki gibi büyüme göstereceğinden ne yazık ki benim umudum yok. Bu yaklaşım tarzı değişmediği sürece yüzde 6-7 bile oldukça zor görünüyor" dedi. 
TCDD'nin yıllık 23 milyon ton civarında taşıma yaptığını söyleyen Tırman, bitmiş mamul ürünlerinin taşıma işinin tamamının özel sektör tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti. TCDD'nin kamu adına ağırlıklı olarak demir ve kömür türü madenleri taşıdığını bildiren Tırman, özel sektörün vagon parkında toplam 2 bin 500 aracının bulunduğunun altını çizerek, bu sayının toplam kapasitenin yüzde 20'sine denk geldiğini bildirdi. 

Sel dolayısıyla birkaç milyon TL zararımız var

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan sel dolayısıyla demiryolu taşımacılık sektörünün de zarar gördüğünü dile getiren Tırman, konuyla ilgili şunları kaydetti: "Sel felaketi demiryolu taşımacılığını durdurdu. Halkalı terminalinde 200-250 civarında konteynır hasar gördü. Bunların içinde yük olanları da var, olmayanlarda. Yük olmayanların adedinde 2-3 bin TL'lik hasarlar var. Yüklü olanlar daha çok hasar gördü. Zannediyorum birkaç milyon TL'lik hasar çıkacak. Ama büyük hasar Çatalca'daki demiryolunun hasar görmesiyle ortaya çıkacak. Söylenene göre 6-7 haftalık bir çalışma yapılması gerekiyormuş. 6 hafta boyunca kara taşıması bu bölgede devreye girecek. Her bir kara taşıtı da 250 kilometre fazla yol yapacak, benzin harcayacak. Bunların hepsi maliyet demek. Sanayicinin cebinden bu kadar para çıkacak, demiryolu şirketleri daha az üretken olacak. Bunun maddi boyutu çok daha büyük."

Ulaştırma Şurası çözüm üretecek

Bundan iki ay kadar önce, basında konuyu ilk kez dile getiren ve yorumlayan bir yazar olarak artık  zamanı gelen bir önemli buluşmadan size söz etmek istiyorum. Evet, kastettiğim dev buluşma Ulaştırma Şurası. Şura yakın bir zamanda Türkiye'nin gündemine gelmek üzere. 27 Eylül- 1 Ekim tarihleri arasında İstanbul Sütlüce'deki Kongre ve Fuar Merkezi'nde yapılacak olan şura için aylardan beri hummalı bir faaliyet yürütüldü. Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım'ın titiz ve kılı kırk yaran anlayışı ile haftalar boyu gece gündüz demeden hazırlıklar yapıldı. Sorumlular tespit edildi, sektörlerden kimler konuşacak belirlendi ve ortaya taslak çıktı.
Karayolu, havayolu, demiryolu, denizyolu, şehir içi ulaşımı gibi başlıklar halinde yapılacak şurada paneller ve çalıştaylar dizisine şahit olacağız. Bir de en önemlisi engellilerin ulaşım hakları konusunda özel bir panelin yapılacağını bilmek bizi mutlu ediyor.Şura ile ilgili olarak Ulaştırma Bakanlığı'nin dile getirdiği sunuşta konu özlü bir şekilde dile getiriliyor ."Bilgi teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler paralelinde, hayatın hemen her alanında olduğu gibi ulaşım ve iletişim alanlarında da insanımızın ve ülkemizin beklenti ve talepleri her geçen gün değişmektedir. Ulaşım ve iletişim sektörleri sanayiden tarıma, turizmden sağlığa çok geniş yelpazedeki sektörlerin gelişimine ve büyümesine katkı sağlamakta olup, bu niteliğiyle ülke kalkınmasının lokomotifi konumundadır."
10’ncu Ulaştırma Şurası’nda, ulaşım ve iletişim sektörlerinde, kamu kurum ve kuruluşlarından, üniversitelerden, özel sektör temsilcilerinden ve sivil toplum örgütlerinden yerli ve yabancı uzmanların katılımıyla mevcut durum tespiti yapılacak, yaşanan sorunlar incelenecek ve ortak aklı kullanarak sorunlara kalıcı çözümler bulunması amaçlanmaktadır.
Komşu ülkelerin Ulaştırma Bakanlarının ve sektör temsilcilerinin de katılacağı şuraya neden ihtiyaç duyuduğunu ise bakanlık sözcüleri şöyle dile getiriyorlar "Ulaşım ve iletişim sektörlerinde Ülkemizin Avrupa Birliği ve uluslararası sistemlere ve platformlara entegrasyonun sağlanması, rekabet gücünün artırılması, iletişim sektöründeki, teknolojik gelişmeler, rekabet, kalite, fiyat gibi konular başta olmak üzere sektörlerin sorunlarının konunun uzmanları tarafından tartışılıp, her iki sektörde de geleceğe yönelik projeksiyonların daha sağlıklı yapılmasına imkan sağlanması amacıyla Bakanlığımızın koordinatörlüğünde 10’ncu Ulaştırma Şurası’nın yapılmasına karar verilmiştir. "
İşin başında Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım'ın olması meselenin ciddiyetini ortaya koymaktadır. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Anamuhalefet lideri Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ın şuraya katılacak olmaları şuranın ciddiyetini ortaya koymaktadır.
Böyle bir şurayı düşünerek hayata geçirmeye karar veren  ve yukarıda da ifadesini bulan çözüm yollarını araştırma çabasına girişilmesi gerçekten her türlü takdirin üstündedir. Böyle bir şuranın fikir babası olan sayın bakanımıza, sayın müşteşara,sayın müşteşar yardımcılarına, genel müdürlere ve bu işin çilesini çeken, emek veren ve omuzlayan tüm herkese teşekkür ediyorum. Başta sivil havacılık sektörümüz olmak üzere diğer tüm sektörlere de hayırlı olmasını diliyorum. Şuranın başarılı geçmesi en büyük beklentimiz.

İstanbul evden eve nakliyat

İstanbul sadece ülkemizin değil dünyanın en güzel şehirlerinden ve yerlerinden birisidir. Tarihi, sosyal hayatı, kültürü, ticareti, sanayisi vs. her şeyi ile dünya ile yarış edebilecek büyüklükte ve güzellikte bir ilimizdir İstanbul.

Bununla birlikte İstanbul nüfus bakımından ülkemizin en büyük kenti, dünyanın da en büyük kentleri arasındadır. Bu bakımdan da İstanbul’da büyük bir potansiyel vardır. Ayrıca da İstanbul sürekli göç alan illerimizin başında geldiği için evden eve nakliyat hizmeti büyük önem kazanan bir sektör halindedir. Bu sebeplerden dolayı da evden eve nakliyat hizmeti sektörü adına en büyük Pazar İstanbul’dur.

İstanbul evden eve nakliyat hizmeti adına en büyük Pazar olduğuna göre burada evden eve nakliyat hizmeti veren firmalardan ülkenin en büyük çapta evden eve nakliyat hizmeti veren firmalarıdır. Ayrıca da yine en fazla evden eve nakliyat hizmeti adına rekabet İstanbul ilimizdedir. İstanbul bu hali ile evden eve nakliyat hizmeti adına sürekli gelişen ve kalitesini yükselten, teknolojiden her an en iyi şekilde yardım alan bir ilimiz konumundadır. Ve diğer illerimizin her zaman doğal olarak evden eve nakliyat hizmeti alanında öncülüğünü yapmaktadır.

SMS atmadan sakın araç almayın

Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi (TRAMER) ikinci el araba alan vatandaşın, ‘acaba gerçekten temiz’ mi, endişesini bir iki saniye içinde bitirecek. Bir kısa mesajla satışa konu arabanın, son 7 yıl içinde kaza yapıp yapmadığı, hasar oranı gibi bilgileri tümüyle ortaya dökülecek.

5664’e kısa mesaj

Buna göre vatandaşın, beğendiği arabayı almadan önce bir mesaj atması yeterli olacak. hasar yazıp boşluk bırakacak ve aracın plakasını girdikten sonra TURKCELL 5664’e kısa mesaj olarak gönderecek. Araçla ilgili tüm bilgiler, plakası değişmiş bile olsa birkaç saniye içinde cep telefonuna gelecek. Söz konusu hizmetin bedeli ise 7 SMS yani 14 kontör.

TRAMER Müdürü Mehmet Üst, bu uygulama sayesinde ikinci el oto alımında vatandaşın gerçek bilgiye ulaşımının sağlandığını söyledi. Üst, “Oto pazarında vatandaşın arabanın kaza yapıp yapmadığını anlaması için tamirci aramasına gerek kalmayacak. Kısa mesajla alacağı aracın geçmişi anında cebine gelecek” dedi.

Kusur oranı da mesajla

TRAMER, hasarların yanı sıra kaza tespit tutanakları raporlarının sonuçlarının da bir mesajla öğrenilmesini sağladı. Bunun için de kaza yapan araç sahibinin KAZA yazıp, boşluk bıraktıktan sonra araç plakasanı girerek yine TURKCELL 5664’e göndermesi yeterli olacak. Aynı şekilde kaza raporunun çıkıp çıkmadığı, çıktıysa kusur oranları bu mesajla cep telefonuna gelecek. Böylece kaza yapan sürücünün sigorta şirketinden bilgi almak için uğraşmasına gerek kalmayacak. Bunun bedeli 5 SMS yani 10 kontör.

Poliçeniz var ama unuttunuz

Zorunlu trafik sigortası ya da kasko poliçelerinin yürürlükte olup olmadığı; kasko poliçelerine uygulanan hasarsızlık indirimi gibi konularda da vatandaş mesajla bilgi alabilecek. Bunun için de trafik ya da kasko yazıp boşluk bıraktıktan sonra aracın plakasını girerek aynı mesaj numarasına göndermek yeterli olacak.

Mehmet Üst, “Örneğin bir sürücü tatile çıkarken zorunlu trafik sigortası poliçesini yayına almayı unuttu ama trafik polisi de kendisini durdu. Hemen bir mesaj atarak polise poliçesinin geçerlilik süresinin dolmadığını ispatlayabilir” dedi.

Mağdurlara müjde

Merkezin bir diğer hizmeti de trafik kazası mağdurlarına yönelik. Bunun için de trafik kazası mağdurunun hasarı hangi sigorta şirketinden alacağını öğrenmek için MAĞDUR yazıp; boşluk bırakarak TC Kimlik No’sunu girdikten sonra TURKCELL 5664’e gönderebilecek.

Domuz gribine 'uçak'lı önlem

Yedioth Ahranoth'un internet sitelerinden Ynet'e göre, sayıları 50 kadar olan haham ve Kabalist, Arkia Havayolları'na bağlı bir uçakla Tel Aviv yakınındaki uluslararası Ben Gurion hava limanından yola çıktı. Din adamları, uçakta İsrail üzerinde turlayıp 7 kez şofar üfledi ve hastalığın yayılmasına karşı dualar okudu. (Şofar, özellikle dini günlerde üflenen, kıvrımlı koç ya da keçi boynuzlarına verilen ad) 

Uçakta yer alan din adamlarından Haham Yitzhak Batzri, "uçuşun amacının salgının yayılmasını önlemek ve böylece insanların bu hastalıktan ölümlerinin önüne geçmek" olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre İsrail'de bugüne kadar domuz gribi adıyla da bilinen H1N1/A virüsünden ölenlerin sayısı 5'e ulaştı. Hastalığın bulaştığı kişi sayısının ise 2 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

İsrail Sağlık Bakanı Yardımcısı, Birleşik Tevrat Yahudiliği partisi üyelerinden Yaakov Litzman, domuz gribinin yayılmaya başladığı sıralarda hastalığa "domuz gribi" denilmesine karşı çıkmış, ilk gözlendiği ülke olan Meksika'dan hareketle, "Meksika gribi" adının verilmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak Meksikalı diplomatların tepkisi üzerine, İsrail hastalığın adının değiştirilmesi gibi bir durumun olmadığını belirtmişti.

Verilen bilgiye göre, İsrail'in kurulduğundan bu yana, uçakla İsrail üzerinde üçüncü kez dua edildi. Dualardan ilkinin 1991 yılında Körfez savaşı sırasında, ikincisinin ise bir dizi terör saldırısının arkasından 1996'da yapıldığı belirtiliyor.

Porsche'nin borcu 14 milyar avro

Diğer bir Alman otomotiv devi Volkswagen (WV) ile birleşme kararı alan Porsche'nin mali durumunun şimdiye dek kamuoyuna yansıyandan daha kötü olduğu belirtildi. Haftalık haber dergileri Der Spiegel ve Focus'un aktardığı bilgilere göre, şirketin toplam borcu 10 milyar Euro değil, 14 milyar Euro. Dergiler haberlerini Porsche ile iş yapan banka çevrelerine dayandırdılar. Ancak Porsche firması, söz konusu iki derginin iddialarının doğru olmadığını öne sürdü. Önümüzdeki günlerde VW'nin finans uzmanları Porsche'yi mercek altına alacaklar. Eylül ayında da Avrupa Birliği bu satın almayı inceleyecek. 2006 yılında Porsche, kendisinden 20 kat büyük Volkswagen şirketini satın almaya kalkışmıştı.